/i/Hikaye

Herkesin bir hikayesi var, ya senin hikayen nedir?
    başlık yok! burası bom boş!
  1. 1.
    +93 -9
    Beyler beni bilen bilir hikaye yazmayı da okumayı da severim. Çok uzatmayayım başlıyorum ilgi olursa devam ederim.

    edit: Beyler hikaye bitmiştir dinleyenlerden allah razı olsun.

    edit2: istendiği için önceki hikayemin linki -

    (bkz: hayat kadını sanıp züte geldim)

    Üniversiteye yeni geçmiştim. Sınavda aldığım yüzdelik dilimle istediğim orta seviyede bi hukuk bölümüne girdim. ilk sene hazırlık zaten. Yeni başladık malum yurtta kalıyorum ama en ufak bi isteğim yok yurt konusunda. Boş hazırlık ingilizce bilmemne derken kızlarla da ufak ufak ortamı açmıştık. Yurttan bir iki tane de kafa dengi arkadaş buldum. Liseden bi arkadaşım da aynı yere gelmişti zaten. Birbirimizi tamamlayıp çık ekgiblik çekmiyoduk. Arkadaşımın adı Nil. Nili tarif edeyim ; 1.72-73 boylarında , boyuna göre iyi bi kiloya sahip (hiç sormadım) , siyah saçlı beyaz tenli , oldukça konuşkan ama düşük çeneli değil -en sevdiğim özelliğidir- ve sosyal bi kızdır. Lisede 4 sene boyunca öz kardeşimden daha çok güvendiğim tek dostum. Bi erkekle kız öyle dost olabilir mi demeyin olduk işte. Ne en ufak yamuk düşündük birbirimiz hakkında ne de bi çıkar. En azından ben düşünmedim. Herneyse ben yurtta kalıyorum deyince o da benimkine yakın bi kız yurdu buldu . Okula birlikte gidip geliyoruz çıkışlarda birbirimizin arkadaşlarıyla tanıştırıyoruz birbirimizi ortam kasıyoruz falan.
    Bi cumartesi günü yine klas buluşmalardan birine hazırlanıyordum arkadaşlarla. Arkadaştan gömlek istedim ver giyeyim falan taşak muhabbeti yapıyoruz o sırada telefonum çaldı. Arayan Nil. Bugünkü buluşmayla alakası olmadığı gibi beni araması da tuhaf gelmişti çünkü biz sms ve whatsapp tercih ediyorduk daha çok. Birbirimizi aramamız çok normal değildi.
    B: ben N: Nil
    B: efendim nil bişey mi oldu ?
    N: yok serce ya şey müsaitmisin ?
    B: müsaitim şuan da hayırdır ya ?
    N: he tamam şey ya şuan değil bugün müsaitmisin diye sormuştum aslında.
    B: arkadaşlarla buluşucaktım ama...
    N: önemli bişey yoksa biraz takılırız diye düşünmüştüm de.
    B: söz vermişt...
    N: ya hadi ama bak hep arayarak ısrar etmem (titrek bi gülüş attı)
    B: iyi madem bu kadar istiyosan nerde ne zaman ?
    N: bulvarın altındaki yekta kafe?
    B: tamam olur sen dışardasın heralde şuan
    N: hıhı evet dışardayım neyse orda görüşürüzzz..
    B: tamam görüşürüz bakalım.

    ilgilenen kendini belli etsin ben buralardayım.
    Tümünü Göster
    ···
  2. 2.
    +26
    Tanımadığım sarışın bi kadın bana doğru yaklaştı. ardından peşine takıldım. hiçbir şey demedim.
    dışarı çıktığımızda
    B: sen kimsin ?
    S: önemi yok. sadece izemen için küçük bi iyilik.
    B: neyi izlemem için
    S: yarın iş yerine git , ama 7de değil , 11de orda ol.
    B: neden
    S: soru soracak durumda değilsin
    bişey demedim. kadın gri bi arabaya binip uzaklaştı. ben hemen eve gittim. Nil ve bebeğimiz hastane görevlilerinin yardımıyla eve gelmişerdi. eve girdim. koşarak yatak odasına gittim nilin yanına. beni görünce ağlamaya başladı , sıkı sıkı boynuma sarıldı.
    N: neden aldılar seni onlar , bugün ne oldu orda
    B: sadece bi yanlış anlaşılma bitanem , sakin ol
    N: anca mı saldılar seni
    B: evet maalesef
    N: çok korktum sana bişey olacak diye
    B: ben de
    N: ya kızımız bab..
    B: şşş tamam. bitti artık
    Tekrar sarıldı bana. birden kısık kısık gelen ahk , uğhk sesleriyle gülümsedik.
    ilk kez kucağıma almıştım bebeğimizi , ilk kez somut oarak yaşamıştım babalık hissini.
    zamanın durduğu sayılı anlardandı benim için.
    bebek uyudu , biz de uyuduk. zor bi gündü benim için. ayrıca fazlasıyla da yorucuydu.
    gece nilin birkaç kez uyanıp bebeğe baktığını gördüm , ben de yorganın hareketiyle uyanıyordum ama kalkmadım hiç. üzerime çökmüştü ağırlık.

    Ertesi gün evdeydim. okula falan gitmedim. nille birlikte bebeğimiz için bir sürü gelecek planlıyorduk. farklı farklı , çeşit çeşit ...
    saati 11 etmiştim bi şekilde evde. Nilin de elini sıcak sudan soğuk suya sokmuyordum tabii.
    11'de hava alıcam diyerek çıkmıştım dışarı. Keşke hiç saat 11 olmasaydı , keşke bunları hiç yaşamamış olsaydım , ama hayatımın hatasını yaparak , çıkıp kapatmıştım o kapıyı.

    Hale gittim. dükkanın kepengi çekiliydi. tıklattım kapıya. yarıya kadar aralayıp aldılar beni içeriye. bi o halci abi , bi de ilk defa gördüğüm 6-7 tane takım elbiseli adam vardı.
    Beni bi sandalyeye oturttu.
    H:nasılsın , koçum
    B: iyiyim abi
    H: olmayacaksın
    elinde tuttuğu çekicin sapıyla ağzıma bir tane geçirmişti sol tarafımdan.
    H: şimdi nasısın
    cevap vermedim. ağzımın içi kan dolmuştu , tükürdüm.
    Birden bağırarak konuşmayı sürdürdü.
    H: NE YAPTIN ULAN SEN ? ULAN iT , SEN BENi YAKMAYA MI ÇALIŞIYORSUN ?
    karnıma çekicin üstüyle vurmuştu. biraz daha kan geldi ağzımdan. sürdürdü.
    H: ULAN BEN SENi UYARMADIM MI ? BENiMLE OYNAMA , HAYATINI YAKARIM DEMEDiM Mi ? NiYE YAKTIN ULAN ŞiMDi KENDi HAYATINI , HE ? NE YAPMAYA ÇALIŞIYOSUN ULAN SEN ?
    B: Ab...
    sol gözümün altına sert bir yumruk yemiştim. sandalyeden düştüm. diğer adamlar hemen kollarımdan tutup tekrar oturttular. benim hareket etmeye gücüm kalmamıştı. kendimde değildim.
    H: daha bayılayım deme ulan sakın. eğlenceli bölümde değiliz.
    Ben söylediği kelimelerin yarısından çoğunu anlamıyordum. Bazılarını duyamıyordum , bazılarını da anlayamıyordum.
    anladığım kadarıyla şöyle sürdürdü
    H: ne salak adamsın serce , hahaha.. işini yapıp , paranı alıp gibtirolup gidecektin işte burdan, sanane hangi kasada ne olduğundan. sanane ne taşıdığından. Ama yapacak bişey yok , salak olman senin değil , ananın hatası
    soluk alışverişim hızlanmıştı sadece. elimi bile kıpırdatamıyordum.
    H: senin çocuğun var mıydı ? ha ha evet. vardı dimi. ileride salak olur oda senin gibi. gerek yok dünyada salak insanlara, sen yetiyosun zaten it herif.
    Ben birden başımı hafif kaldırarak bakmıştım gözlerine. baktığımdan olacak ki bir sefer daha karnıma geçirmişti.
    ben tekrar kan tükürdüm.
    yanındaki adamlara kafasıyla bi işaret yaptı.
    üzerimdekileri aramaya başladılar. cüzdanım, telefonumu ve evin anahtarlarını aldılar. daha sonra alan 3 kişi dükkandan çıktı. kalan 3 kişi de beni duvarında kocaman bir lcd asılı olan küçük odaya koydular. ardından halci yanıma geldi tekrar.
    H: uyuma , yarım saat kadar sonra ebediyen uyuyacaksın zaten , ahahaha
    bir şey diyemedim. sadece önüme bakıyordum başım eğik bir şekilde.
    halci bir telefon görüşmesi yaptıktan sonra lcd'yi açtı.
    gördüğüm manzaraya sanki yeniden ayılmıştım.o sırada halci çoktan ellerimi ve ayaklarımı sandalyenin arkasından bağamıştı. bizim oturma odasının her yerini , köşedeki sehpanın üzerine çıkmış gibi görüyordum ekrandan. halciye dönüp noluyor lan noluyor ?! desem de o sadece sırıtıyordu.
    görüntüyü izledikçe dikkatimi daha da yoğunlaştırıyordum neler olacağına. ses gelmiyordu. sadece görüntü ...
    dış kapı açıktı. hemen yanındaki yatak odasından nili iki adam kolundan tutarak salonun ortasına getirdi.
    Ben bağırmaya başlamıştım. halciye küfürler yağdırıyordum. nilin de bağırışlarını duymasam da sanki beynimde hissediyordum. çırpınıyordu adeta salonun ortasında.
    ardından ben ağlayarak küfretmeye başladım halciye. ağlayarak bağırmaya başladım. kızımı getirdi bir tane adam. nilin hemen yanına koydu. nil hemen kucağına aldı. koklamaya öpmeye başladı kızımı.
    o sırada adamlardan biri nilin saçından tutarak kameraya doğru kaldırdı. ağladığını gördüm. çığlıklarını hissettim. o sırada diğer adam kapıyı kapattı ,dış kapıyı.
    ve bir diğeri de nilin hemen arkasına geçti. Nilin bağırışlarını umursamıyor , çok bağırdındaysa saçını biraz daha fazla çekiyordu adam.
    arkasında geçen adam , elini beline uzattı. ben ağlayarak bağırıyordum. boğazım yırtılırcasına bağırmıştım. kimsenin umrunda değildim.
    Nilin kafasına doğrultulan bir silah..
    Nil ağlamaya , bebeğimizi öpmeye , koklamaya başlamıştı. sımsıkı sarılıyordu. saçını bırakmıştı diğer adam.

    Ve silah patladı.
    Hem de 2 kez.

    Minik bebeğimiz , küçük kızım ; ondan ne istemişlerdi ki ? O çok masumdu. Hiçbir günahı yoktu. insanlığın kaldırmayacağı , benim yaşayamayacağım , hayatımı söndüren şey gerçekleşmişti işte.

    Ben ellerim koparcasına çekiyordum sandalyenin arkasından. Boğazım yırtılırcasına bağırıyordum. ağlıyordum. sadece ağladım.
    o gün her şeyimi kaybetmiştim artık. Yaşamamın bir amacı kalmamıştı.Kan revan içinde , kendimi , kızımı , karımı, hayatımı ... Her şeyimi kaybetmiştim. Oracıkta ben de ölmek istedim. Beni öldürmesi için yalvardım. Ama halci benim ölmek için yalvarmamdan zevk alıyordu. Sadece gülüyordu , ben kendimi kaybetmişken.

    Sabah bir parkın temiz çimenlerinde uyandım , bekledim ; sadece bekledim. Nili bekledim. Kulağıma eğilip "hadi bebeğim saat 11 oldu kalk artık" demesini bekledim.

    Nil yoktu, olmayacaktı artık.

    Beni asıl yiyip bitiren ,defalarca kez, tekrar , tekrar ve tekrar ağlamama sebep olan ; her şeyin farkında olmamdı.

    Her şeyin farkında olup , hiçbir şeyi düzeltememem...

    -SON-
    Tümünü Göster
    ···
    1. 1.
      +5
      Ulan hikaye olduğunu bilmesem memleketteki bütün halcileri dayak manyağı yapıcam çıkıp o kadar kinlendim yükseldim on numara hikayeydi eline sağlık
      ···
    2. 2.
      +1
      Al iste tak ettin aq mali
      ···
    3. 3.
      0
      Al iste tak ettin aq mali
      ···
    4. 4.
      0
      Atlattın muallak
      ···
    5. 5.
      0
      Guzel hikayeydi eline saglik ama keske boyle bitirmeseydin aq
      ···
    6. 6.
      0
      Abi gerçekmi bu
      ···
    7. 7.
      0
      Abi gerçekmi bu
      ···
    8. 8.
      0
      sehpa zütüne girsin gerçekten böyle ise anlatmasaydın çocuk filan uydursaydın amk

      mutsuz oldum şimdi

      edit: biraz ağır oldu k.b. sondan önceki entrylerde yaşattığın aşk için saol.
      ···
    9. 9.
      0
      Okurkan duygulanmadiysam serefsiz evladiyim o karakter yerine kendimi koydum okurken kederden ölüyorum amk
      ···
    10. 10.
      0
      Bu sonlamı biticekti dıbına koyim ya? Olum bak lan kıyıya köşeye o çocuk büyüyüp iyi yerlere gelicek olum daha. Sen nille yaşlanıp torunlarını seviceksin olum ne demek öldüler? Ölüm yok olum ölüm yok.
      ···
    11. diğerleri 8
  3. 3.
    +23 -1
    Yaklaşık 1.5 saat sonra kafede buluştuk. Daha doğrusu ben kafeye ulaştım. içeriye girdim hangi masada diye süzdüm şöyle bi. Köşede deri koltuklaı olan geniş bi masada oturuyor yüzü bana dönük ama bi sıkıntı var , bana sırtı dönük olan başka bir kız daha masada oturuyordu.Nil beni farkedince eliyle işaret yaptı gülümsedi ben de umduğunu bulamamış bir gülümseme atarak yanlarına gittim Nille sarıldık kızla da tokalaştık. Nil bizi hemen tanıştırdı Esin , serce ; serce , Esin gerçi siz birbirinizi tanıyosunuzdur hahahah dedi. Anlamsız bi şekilde yüzüne bakıp ayıp olmasın diye güldüm. Kız da benzer bi ifadeyle sırıttı. Esin hakkında bilgiler yağdırmaya başladıbizim fakültenin işletme bölümündeymiş o da yeniymiş Nilin yurduna yakın biyerde kalıyomuş bilmemneymiş falan birsürü şey anlattı. Ben de kız Nile bakarken kıza baktım. Dış görünüşünü ve az çok ele vereceği kişiliğini anlamaya çalıştım. Uçları bukle bukle yapılmış kumral dediğimiz koyu sarı saçları ve yandan çok kestiremediğim bal renginde kahverengi gözleri vardı. Teni de saçlarıyla oldukça orantılı bi şekilde açık kahveydi. Nil kadar beyaz değildi yani ama kumraldan da biraz açıktı. Otururken çok göremedim ama 1.70 boylarında olduğunu düşünüyodum. Aksanı çok güzeldi. Nille Konuşurken hiç hata yapmıyordu ama ben bişey sorduğumda ıı şey gibi sözcükler kullanıyordu. Bi süre sonra ben garsonu çağırmak yerine direk büfeden sipariş vermek istedim nilide çağırdım gelsene bişeyler alıp gelelim dedim. O da asıl amacımın bişeyler almak olmadığını anlayıp üstelemeden gelmişti.
    B: nil bu ne şimdi
    N: arkadaşım işte tanıştırayımdedim bugün onunla birlikteydik de
    B: bunun için mi beni çağırdın yani ben de bişey oldu sandım
    N: ya bu kız biraz şey
    B: ?
    N: anla işte pek sosyal değil
    B: hadi ya konuşması hiç öyle değildi
    N: belki senin yanında rahat hissediyodur ehehhe
    Ben az çok olayı anlamıştım. Kız aslında bana da alımlı gelmişti. ilişki düşünülmeyecek biri değildi. Ama Nili hiç öyle bişey yaparken yani çöpçatanöık yaparken görmemiştim.
    B: offff niiiil. Nolucak şimdi
    N: bilmem bence raz daha kal *
    B: neyse tamam bunu sonra konuşucaz
    Birer ikişer içecek alıp masaya döndük kız trnaklarıyla oynuyodu. Ellerine bakma fırsatım oldu o sırada. Gayet bakımlı ve güzel elleri vardı. içeceğini önüne koyarken teşekkürler * deyip elimin biraz üstünden tutması ayrıca dokunmama da vesile olmuştu o ellere.
    Tümünü Göster
    ···
  4. 4.
    +23 -2
    Sohbetin ortasında Babamın beni aramasıyla birden irkildim. Masadan hoplar gibi olmuştum sanki. Çünkü babam ben üniversiteye geçtiğimden beri hiç aramamıştı. Hep annemle konuşurdum, o da annemle selam gönderirdi. Arada bir annemle paran ekgibse göndereyim falan dedirtirdi. Ben masadan birkaç adım uzaklaşarak telefonu aötım ve efendim baba ? Dedikten sonra babamın o titrek sesiyle
    "Oğlum.." Dediğini duydum.
    "Edendim baba nasılsın ?"
    " Oğlum , serce .." Ve ağlamaya başladı.
    Ben endişelenerek "noldu baba bişey mi oldu?" Dedim.
    "Özür dilerim oğlum , söylemediğim için... "
    "Ne oldu baba neyi söylemedin?"
    "Annen oğlum , dün anneni defnettik."
    Benim telefonumun elinden kaymak gibi kaydığını görmek zor değildi sanırım dışarıdan.
    Dizlerimin üstüne çöktüm. Öylece kaldım. Tam karşımdaki duvara bakıyordum. Gözlerimden yanaklarıma süzülen birkaç damla yaşla ve omuzlarımdan Nil ve Esin'in tutuşuyla irkilmiştim. Esin ve Nilin ne oldu serce ne oldu iyi misin ? sözlerini duyuyordum ama cevap veremiyordum.
    Sadece hareketsiz ve gözyaşlarıyla geçen birkaç dakikanın ardından
    "Annem.." Diyebilmiştim.
    ···
  5. 5.
    +19
    Ben masada oturdukça kız biraz daha benimle konuşmaya çalışıyordu. Sürekli bir muhabbetimşz oluştu ve neredeyse Nil'i dışlar gibi olmuştuk. Şimdilik her şey güzeldi çünkü kız benim yaptığın en taktan esprilere bile güler olmuştu. Sanki söylediklerim önemsizdi onun için. 'Ben' söylesem yeterdi ona.
    ···
  6. 6.
    +19
    Ben uysallaştıklarını zannediyordum ama gün içinde birbirleriyle tek kelime etmemeleri yanıldığımı gösteriyordu.
    Birkaç gün boyunca sırayla okula gittiler. Beni yalnız bırakmamaya çalışıyorlardı. Benim de hoşuma gidiyordu benimle ilgilenmeleri. Ama ilgilenmek de zorundaydılar. Tek başıma yaşayacak halde değildim.
    1-2 hafta kadar sonra artık iyice ayaklanmaya hareket etmeye falan başlamıştım. Yara izleri ve morarıklar hariç ağrım kalmamıştı. Artık okula gidebilecek haldeydim. Benim ayağa kalktığım ilk gün Nil esinle konuştu.
    N: hadi artık senim de işin bitti burda.
    E: ama şey...
    N: hadi hadi bak SEVGiLiN de iyileşti artık. Al şurdan üstünü başını defol.
    Esin yapacak bişeyi olmadığını biliyordu. Bana sarıldı. Bir kaç kez öptü. Ardından " hazır olunca söyle, eşyalarını alman için yardım etmeye gelirim." Diyerek gitti.
    Gider gitmez Nille yalnız kaldır tabi.
    N: ona kalmaya gidecek misin
    B: şey belki birkaç gün
    N: inanmıyorum sana ya
    B: neden nil gitmemek için bi sebebim yok ki
    N: ne güzel birlikte kalıyoruz işte ne gerek var esine falan
    B: esin sevgilim ?
    N: iyi gir koş sevgiline ama beni de unut o zaman serce

    Benim başımdan aşağı kaynar sular döküldü. Nil bunları duymak isteyeceğim son kişiydi hayatta.
    Üstelik bir kız için Nilin bunları söylemesi bana koymuştu.
    Sadece yüzüne bakıyordum öylece. Gözlerim dolmuştu.
    Haytıma yeni giren ve evini bile bilmediğim bir kız ile evinde birlikte yatıp kalktığım kız arasında bir seçim yapmam gerekiyordu.
    ···
  7. 7.
    +18
    Kafede oturduk. Klagib Nille sarılma faslından sonra tabii. Ama o gün sanki bir başka sarılmıştı bana. Sanki 5 yıllık dostum Nil değil de , yeni tanıştığım ama farklı bir hedayla görüştüğüm bir kız gibi.
    N: eee neler oldu anlat bakalım *
    B: bişey olduğu yok ya içi burkuldu heralde başsağlığı dilemeye gelmiş.
    N: ohaa yurda kadar geldi mi bidee serce bak bu kız senden...
    B: ben de ondan hoşlanıyorum.
    N: ayyyyyyyyy ya (enteresan sevgi sesleri falan çıkarmaya başlamıştı harf olarak yazmama imkan yok)
    B: nil tamam kanka sakin ol o kadar abartılacak bişey değil.
    N: ya çok sevindim canım ya cidden çok yakışırsınız zaten
    Ben biraz şaşırmıştım. Nil bana 5 yıldır ilk deda canım demişti. Tuhaf bir ifadeyle yüzüne baktım ama gülümsedim. Ardından masanın üzerindeki ellerimin üstüne ellerini koyarak
    N: eee şimdi napıcaksın ona da söyledin mi?
    B: hayır henüz söylemedim öyle bişey de düşünmüyodur zaten
    N: aa niye düşünmesin be birbirinizi seviyosunuz işte
    B: nil seviyorum demedim , hoşlanıyorum dedim , lütfen.
    N: tamam bee *
    Bana söylemem konusunda uzun ısrarlarda bulunmaya başlamıştı. Ben de karnımın acıktığını söyleyerek geçiştirdim. Bir şeyler yedik ve yemek yerken okulda ben yokken neler olup bittiğini sordum. Bir tak olmadığını öğrenmek normal gelmişti.
    Başım ağrıyor , yorgunum falan gibi uydurma sebeplerle ayrıldım nilin yanından.
    Zaten akşam olmuştu. Yurtta yapacak çok bir tak olmadığı için de hemen yatağa geçip uyku moduna girmiştim. Tabi uyku öncesi hayallerimle birlikte. Esini düşünmeye başlamıştım ama Nil de aklımdan çıkmıyordu.
    Birden telefonum titreşti. Son bikaç gündür arayan ve Esin'e ait olan o numaradan bir mesaj gelmişti.

    "iyi geceler tatlı rüyalar."
    ···
  8. 8.
    +18
    Ben rahmetli anneme edilen küfürün verdiği o sinire ve ağzını gibtiğim liselisinin saygısızlığına dayanamadım. Durdum. Sadece elimi sıktım. Sıktım. Birden arkaya doğru hızlıca yürüyüp liselinin yakasından tutup yüzüne 4-5 kez yumruk attım. Zaten oturduğu için bir şey yapamamıştı. O sırada yan masadaki diğer liseli arkadaşları üzerime atladı. Beni durdurmaya çalışıyorlar. Kız bir anda ağlamaya başlamış. Etraftaki diğer müşteriler korkmuştu. Diğer garsonlar geldi. Biri kolumdan biri belimden falan tutuyorlar. Ama ben durur muyum ? Liselinin ağzını gözleriyle bir edene ladar vurmuştum. Çünkü annemdi aklımda olan. Anneme edilen en ufak bir kelimeyi kaldıramazdım artık. Liselinin yüzü ve üstü kan olmuştu, hafif uyuşuk bir şekilde kalktı ve arkadaşlarının sevgilisinin yardımıyla gitti. Ben de kovuldum zaten.
    Tahmin etmek zor olmasa gerek. Üstelik o sırada kırılan bardak ve sandalye için de kafeye borçlanmıştım. Cebimdeki son parayla borcumu ödedim ve kan içindeki üstümle çıkıp yurda doğru yürümeye başladım.
    ···
    1. 1.
      -2
      iyi yapmışsın huur çocuğun
      ···
  9. 9.
    +18
    Ben olduğum yerde uzanıyordum sadece. Kendime gelip şöyle bi etrafıma baktığımda sadece bir sürü sargı bezi parçası ve yerde sağda solda kırılmış parçaları, dağılmış eşyaları toplamaya çalışan Nili gördüm. Benim hareket ettiğimi görür görmez elindeki işi bırakıp yanıma geldi. Elimi tuttu.
    "Daha iyi misin ?"
    Başımı hayır anlamında salladım. Çünkü sırtım çok yanıyordu. Nil çabuk iyileşsin diye garip şeyler döktü sanırım.
    Ben hayır dediğimde yanağıma yaklaştı ve az yara olan kısmından beni bir kez öptü.
    "Peki şimdi daha iyi misin?"
    Ben sanki hiç kötü değildim. Nilin öpücüğüyle dünyalar benim olmuş gibiydi. Sanki süzülüyor gibiydim. Gülümsememe cevap vererek o da gülümsedi.
    "Sen biraz daha dinlen , ben şuraları toplıyıp sana bi çorba yaparım sıcacık içersin."
    Öylece yattığım yerde beklerken kapı çaldı. Dışardakinin sesini tam ayırt edemiyordum ama nilin söylediklerini hatırlıyorum.
    -Burayı nerden buldun sen ?
    - git burdan defol
    O sırada kapıya doğru göz ucuyla baktığımda bana birinin kapıyı zorla aralayıp baktığımı gördüm. Ardından "SERCE ?!" diye bağırıp koşarak içeri yanıma girmişti. Tahmin etmek zor olmasa gerek.

    Esin.
    ···
  10. 10.
    +17
    Ben akşam uyuduğum için uyumakta zorlanmıştım. Sabah güneşiyle hemen uyandım. Saat 6 ya geliyordu. Nil omzumda mışıl mışıl uyuyordu. Başı omzumda , bi eli göğsümde , bi eli de omzuna başını koyduğu elimin üzerinde , çok masum bi şekilde uyuyordu. Saat 6 olmadan Nili uyandırmam gerekiyodu okula gitmemiz için.
    B: Niiil , Nil ! Hadi uyan artık hazırlanalım.
    Nil biraz hareketlendi ve yanağını biraz omzuma sürterek üfff falan dedi uyku halinde.
    Ben nilin uyurkenki masumiyetine dayanamamıştım. Parmaklarımın tersiyle yanağına dokunmuştum. O sırada Nil uyandı. Gözlerini ovuşturarak bana bakıp gülümsedi ve gülerek tekrar başını omzuma koyup günaydın dedi.
    Ben zaten kıyafet falan değiştirmemiştim. Geldiğim gibi gidecektim okula. Nilin hazırlanmasını bekledim. Kahvaltı için vakit kalmamıştı. Okula gidince kantine oturup poğça tost falan yedik.
    ilk dersten sonra Esinle karşılaştık. Ama elleri arkasında geldi yanıma kadar. Yanıma gelince de ginaydııın dedi. Günaydın nasılsın dedim.
    E: iyiyiiiim sen nasılsın ?
    B: iyiyim nolsun işte
    O sırada Esin arkasından küçük bi hediye paketi çıkardı ve biraz yüksek bi sesle
    " sürpriiiiiz doğumgünün kutlu olsun aşkım.." Deyip beni öptü. Ben çok şaşırmıştım. Evet ayın 24.ydü. Doğumgünümdü o gün. Ben bile şaşırmıştım. Yüzümde sebepsinbi mutluluk oluştu birdenbire. Ben de esine sarıldım ve o yumuşacık pempemsi yanağına bir öpücük kondurdum.
    Hediyesini elimde tutarken
    E: eee açmıycak mısın hahaha
    B: yok ya sonra açarım tadı kaçmasın şimdi
    E: peki haytım sen bilirsin , ee şimdi okulda duracak değiliz değil mi ? Gel gidip bugünü kutlayalım
    B: ya boşver canım şimdi o ne öyle çocuk gibi
    E: yaaa olur mu öyle şey hadi gel gidelim
    Kolumdan tutup benş çekti. Ben de pek okulda kalmaya meraklı değildim. Hemen elini tuttum okuldan çıktık. Ne yapsak falan diye düşünürken beni sinemaya zütürdü. Hangi film olduğuna hiç dikkat etmedim. Sadece film boyunca esine baktım. Arada bir elinin üstünü öptüm. Bazen de o iki eliyle elimi tutarak gülümsedi.
    Filmden sonra burgerda yemek yedik çünkü ben restorana falan gidip zaman kaybetmek istemedim. Doğumgünü çocuğu olduğum için hemen kabul etti zaten esin de . Birer menü aldık yedik falan. Daha sonra avm nin eğlence parkı bölümüne geçtik. Esin birdenbire gelsene bak ne kadar güçlüyüm diyip gülümsedi.
    Şu yumruk atma makineleri var ya hani 1 tl ile çalışıyor. esin onlara vurmak istemişti. Ben boşver pra tuzağı bunlar falan desem de beni dinlemedi attı parayı vurdu. Kız ne yapacak tabii 460 civarı bişey yapmıştı tam hatırlamıyorum. iki hakkı oluyor ya bu makinelerin.
    E: hadi ikinciyi sen vur aşkım
    B: yok ya ne gerek var sen vur gidelim sonra
    E: hadi ama doğum günü olan sensin dimii *
    B: ya canım boşver bak cidden vur gidelim
    E: lütfen lütfen ya hadi benim içiiin
    B: tamam tamam

    Ben lisede Nilin isteğiyle mma kursuna gitmiştim 11. Sınıf boyunca. Bu dövüş sanatı hakkında neredeyse her bilgiye sahiptim. Bununla orantılı olarak abartı olmayan bi vücut da edinmiştim o sıralar. Turnuvalara katılacak kadar iyi değildim ama kendimi savunacak kadar biliyordum inceliklerini. Bilenler vardır belki , mma'de önemli olan yumruklarınızdan ziyade tekmelerinizdir.
    Ben makinen soluna doğru geçtim. Çünkü o makineye yumruk atmaya niyetim yoktu. Tekme atacaktım. Sol bacağımla arkadan döner bi tekme geçirdim alete. Neden bilmiyorum ama birden bire aletin ışıkları söndü. O sırada görevli gelip napıyosunuz siz burayı terkedin ne yaptığınızın farkındamısınız gibi bir sürü kelime sarfetmeye başlamıştı.
    Esinin şaşkınlığı ve kahkahalarıyla ordan kovulmuştuk. Dışarı çıktığımızda saat 8 civarıydı. Hava kararmıştı. Birden aklıma Nil geldi. Nile gideceğim aklıma geldi. Üstelik önce yurda gidip kaydımı sildirmem gerekiyodu. Hemen esinle vedalaştım ve hediyesi için teşekkür ettim tekrardan. Esini otobüsüne kadar bıraktıktan sonra ben de yurda gittim alelacele. Ardından otobüse koştum. Nilin evine doğru giderken de babamı arayıp yurttan kaydımı sildirdiğimi , arkadaşın evinde kalacağımı , eskisi kadar fazla para göndermesine gerek olmadığını söyledim. Babamı da sıkıntıya sokmak istemiyordum çünkü.

    Eve ulaştığımda zili çaldım ve Nil kim o demeden kapıyı açtı.
    Üzerinde uzun siyah kadife bi elbise vardı. Yaklaşık 30 saniye boyunca onu süzdüm. Yüzüme gülümsüyodu öylece.
    B: çok , çok güzel olmuşsun
    Mutfağa doğru gözüm ilişti ve üzerinde mumkar yanan bir yemek masası gördüm. Nil de o tarafa doğru baktığımı anlayınca hemen söyledi:
    "Doğum günün kutlu olsun... "
    Tümünü Göster
    ···
  11. 11.
    +17
    Kantinde yaşadığımız olayın ardından nedense Nil birdenbire uzaklaştı yanımızdan. Esin de nilin gitmesiyle rahatlamış gibiydi. Suratı asılmadı diyemem. Noluyo ya falan dedi nil gider gitmez.
    E: bu kız ne yaptı şimdi ?
    B: Esin sakin ol bişey yaptığı yok.
    E: hayır yani tamam arkadaşsınız da bu kadarı da fazla ama
    B: Esin lütfen.
    E: tamam ya ama bak hiç hoşuma gitmedi bu hareketi
    B: Nil öyle biri değil
    E: bak sen şimdi de Nil hanım mı haklı oldu ?
    B: bence uzatmayalım ?
    E: tamam öyle olsun
    B: benim derse gitmem lazım
    E: o zaman çıkışta buluşalım tekrar ?
    B: olu... (Derken aklıma işim geldi. işe gitmem gerekiyordu okul çıkışında)
    B: çıkışta işim var ya bugün pek müsait değilim
    E: Nilin yanına falan gitmiyceksin inşallah
    B: yok gitmiycem
    E: ?
    B: yok dedim ya Esin.
    E: tamam tamam hadi görüşürüz , dedi sarılarak.

    ~~Ben işime gittim. Zaten o saatlerde genel olarak liseliler , kızla ilk defa buluşan 10. Sınıflar falan geliyordu kafeye.ben adam akıllı servisimi garsonluğumu yaparken masa 27 'den iki tane kola istemişler. Aldım açtım döktüm bardaklara. zütürdüm masaya. Tahmin ettiğim gibi biri kız biri erkek iki liseli. Ama ben gittiğimde yan masayla muhabbet ediyordu. Sanırım arkadaşlar ama bunlar çift olduğu için yeni masa açmışlardı. Çünkü diğer masada 3 erkek vardı sadece.
    Kolaları önüne koyup buyrun dedim.
    Çocuk ne dese beğenirsiniz "Bunlarda buz var zütür sıcağını getir."
    B: ben L: liseli
    B: siparişi sıcak isteseydiniz sıcak getirirdim.
    L: şimdi sıcak istiyorum sıcak getireceksin.
    B: kardeşim sen sıcak deseydin başta sıcak getirirdik. Çıkart buzlarını öyle iç
    Ben kimseyle tartışmaya girmeyi seven biri değildim. Ama bu liseli saygısızlık yapıyordu. Ve ben haklıydım çünkü kola sıcak istenmedikçe dolaptan veriyorduk müessesede.
    L:al zütür o zaman bunları içmiyoruz.
    O sırada bunun yanındaki kız aşkım sakin ol falan dedi.
    B: zütürsem bile hesabınıza yazılacak emin misiniz ?
    L: ne demek ulan yazılak içmedik zütür işte
    O sırada yanıma orada uzun süredir çalışan bi abi geldi bana gibtiret gibisinden bi işaret yaptı. Aldı kolaları zütürdü beni de çekti gideyim diye. Uzatmak kavga çıkarmak istemiyordu.
    Ben arkamı döndüm yavaş yavaş uzaklaşıyordum ki kulağıma şu sözler ilişti :

    "huur çocuğuna bak ya laf da dinlemiyor."
    ...
    ···
    1. 1.
      0
      Ulan orda ben olucaktim onun belasını giberdim bak sinirlendim
      ···
  12. 12.
    +17
    Nil zeki bir kızdı. Anneme bir şey olduğunu anlayacak oldu ki kolumdan tutup koltuğa geri oturttu beni. Hemen yanoma oturup elimi tuttu. Sadece bana bakıyordu öylece. Ben de ağlıyordum. Başım yerdeydi. Şöyle bi etrafıma bakacak oldum. Esinle göz göze geldik. Gözleri dolmuştu. Beni ağlarken görmek duygularını depreştirmiş olacaktı heralde. Hiçbir şey demeden yapmadan öylece bakıyordu. Ben aniden masadan kalkıp hızla koşar adım yürümeye başladım. Esin arkamdan "serce!?" Diye bağıracak oldu ki Nil sanırım boşver rahat bırak gibisinden bir şey söyledi , peşimden gelmediler.
    Ben yurda gidip yatağımın ayağının önüne oturup ağlamaya başladım.
    Oda bomboştu gündüz olduğu için.
    Birileri olsa da yine ağlardım.
    Annemi kaybetmiştim. Benim haytımdaki o kadın , o en sevdiğim ,tek sevdiğim kadını kaybetmiştim.
    Ne yapacağımı bilmiyordum.
    Babam anneni defnettik demişti. Bu yüzden memlekete dönmek hususunda en ufak bir isteğim yoktu. Gidip tekrar içlenmek istememiştim.
    Dizime başımı koyup öylece ağlayarak düşünmeye başlamıştım.
    O güne kadar ki her şey aklımdan geçmişti sanki.
    2 gün boyunca yurtta öylece bekledim. Yemek ve tuvalet için hareket ettim sadece. Nilden ve bilmediğim bir numaradan onlarca cevapsız arama vardı. Muhtemelen Esin'di bu numara.
    2. Gün sonunda benimle 2 gündür iletişim kurmaya korkan oda arkadaşlarımdan biri yanıma gelip "serce , serce ..? Dışarıda bi kız var kanka seni çağırmamı istedi. "Dedi. Aklımda Nilin geldiği hemen canlandı. Gidip biraz sohbet etmek , iç geçirmek iyi olabilirdi. Üstüme birkaç bişey giyip aşağı indim sallana sallana.
    Hiç de beklediğim gibi değildi. Karşımda duran Esin'di.
    Kapıdan çıktığımı görür görmez hızlı adımlarla üzerime doğru yürümeye başlamıştı ama ben onu gördüğümde adımlarım yavaşlamıştı.
    ···
  13. 13.
    +17
    Ertesi gün okula gidip gitmemek konusunda kararsız kaldım. Ama en son gitmeye karar verdim. Nili arayacaktım birlikte gideriz diye ama dün mesajına cevap vermediğim için bana kızgın olabileceğini düşünüp aramadım. Okula gittiğimde Bili görememiştim. Genelde benden önce gelmiş olurdu. Esin beni birkaç ders sonra görebildi ancak ve yanıma geldi. Direk başımın sargısına dokunarak
    E: bu ne ne oldu burana ne yaptın aşkım sen noldu böyle ..? , gibisinden bir sürü soru sormay başladı
    B: önemli bişey değil ranzaya çarptım
    E: ranzaya çarptın ve kocaman bir sargıla mı dolaşıyosun ?
    Sargı kocaman değildi. Sadece kaşımın bir köşesini kaplıyordu. Ama kız işte , abarttı.
    B: esin lütfen abartma küçük bi kaza işte
    E: hiç inandırıcı gelmedi serce ama öyle olsun
    Hafifçe dokundu ve acıyo mu diye sordu.
    B: ah, evet biraz
    E: ayy çok özür dilerim :(
    B:önemli değil

    O sırada
    ···
    1. 1.
      +1
      Beyler huur çocuğu internet devdıbını göndermemiş bunun üç katı uzun yazmıştım kusura bakmayın.
      ···
    2. 2.
      0
      Bili kim pampa
      ···
  14. 14.
    +16
    "... Öncelikle serce , kızımın bana evinde kaldığını anlattığını söylemediğim için kusura bakma. Söyleyecek misin diye test edeyim dedim. Tebrik ederim oğlum, geçtin.
    Kızım , birtanem , küçük şekerparem... Seni öylece bırakıp gitmek istemezdik. Ama gördüğümüz kadarıyla seni emanet edecek dağ gibi bir erkek bıraktık arkada. Gözümüz açık değil.
    Biz uzaklara gidiyoruz. Çok uzaklara... Annenin ordudaki son çalışmaları başarısızlıkla sonuçlandığı için sınırdışı edildi. Söylemedik özür dileriz , annen son birkaç senedir silah kimyası hakkında çalışıyordu. Ben de anneni yalnız bırakamam. Uzun yıllar buralarda olamayız.
    Birbirinize sahip çıkın. Özellikle de sen serce , kızımın hem kocası , hem babası olacaksın. Yokluğumu hissettirme ona.
    Ayrıca annen için çok üzüldük duyduğumuz zaman. Başın sağolsun oğlum.
    Bıraktığım para umarım üniversite hayatınızda rahat rahat geçinmenize yardım eder. Kendi işini kazandığın zaman buralara gel, bana bir kahve ısmarlarsın, ödeşiriz...
    Düğününüzü bizim düğünümüzü yaptığımız yerde yapın. Nil biliyor orayı. istersen bir git gez..

    Tüm hayatınızın başarı ve güzelliklerle geçmesi dileğiyle , sevgili kızım ve oğlum.

    Özür dileriz , sizleri öylece terkettiğimiz için.

    Sizlere mutluluklar ... Birbirinizden asla ayrılmamanız dileklerimizle

    Kendinize iyi bakın."
    Nilin birkaç damla gözyaşından sonra yüzüne baktım. Dudaklarının hafif hafif titreştiğini gördüm. Gözyaşıyla ıslanmış mektubu tek eline alarak bana sarıldı. Tüm kuvvetiyle sarılıyordu. Konuşmak istiyor gibiydi ama bedeni izin vermiyordu sanki...
    Sadece ağlayabildi o gün Nil..
    Dakikalarca sarıldık
    Sadece ağlıyordu , gözyaşları yeterliydi zaten duygularını anlatması için. Benim de gözlerim dolmuştu. Ama kendimi salmamıştım. Ağlamamıştım. Annemden sonra hiçbir şey için ağlamamaya yemin etmiştim ben.

    Ağlamaktan sersemlemiş bi halde uyuyakaldı nil. Yatağına yatırdım. Cebimden annemin vefatında aldığım yarım paket sigaramı çıkardım. Balkona oturdum. Hava soğuktu ama gibimde değildi.
    Bi elimde çek , bi elimde gözyaşıyla ıslanmış köşesi buruşuk mektup ve sigaram ; sabaha kadar gökyüzünü izlemiştim.
    ···
  15. 15.
    +16
    Yavaş yavaş toparlandık. Artık birlikte yaşıyor ve birbirimiden şüphe etmiyorduk.
    Esinin hiçbir telefonunu açmadım gün boyunca.
    Ertesi gün sabah erkenden Esini aradım. buluşalım önemli dedim. Hayatımdan çıkardığımı söylemek zorundaydım. Nil de onunla bu sebeple buluşmama oldukça memnundu. Çıkmadan önce dudağıma bi öpücük kondurdu. Ben sanki koşarak gitmiştim esinin yanına.
    Yine can alıcı giyinmişti. Yine zarif kelimeler söylüyordu. Ama bu sefer olmazdı. Bu sefer hayatımın kızını belirlemiştim. Tekrar bir hata yapamazdım.
    Esin beni görünce sarılmak istedi geri bastım.
    Açık açık hemen niyetimi belli ettim. Ayrılalım dedim.
    Gözleri doldu.
    E: o kız için mi ?
    B: o kız dediğin sevdiğim kız esin
    E: beni sevdiğini de söylemiştin
    B: hayır senden hoşlandığımı söylemiştim
    Birden gözleri çeşme oldu esinin. Birkaç saniye ağladıktan sonra kalktı. Hızlıca gitti.
    Ben de nedense çok rahatlamıştım.
    Sallana sallana otobüslere doğru yürümeye başladım.
    Biraz da espri olsun diye Nili aradım.
    B: alo Nil işim bitti eve geliyorum
    N: tamam canım evdeyim ben
    B: şey nil , bişey lazım mı *
    N: hahahahha yok canım sen gel yeter
    O sırada 4 dükkan ileride bi mağazadan çıkan , hayatı bana dar eden huur çocuğu liseliyi gördüm.
    B: şey nil görüşürüz yoldayım ben
    N: tamamm görüşürüz
    Bu amk liselisinin arkasına takıldım. Mağazadan elinde bişey olmadan çıkmıştı. Yürüyerek bi yere gitti. Çıktığı mağazayı da aklıma kazıdım yerini, belki lazım olur diye. Çocuk uzun süre yürüdü.
    Biraz liseliyi tarif edeyim. Kafede gördüğüm kadarıyla elinde iphone olan , saçları fönle dikleştirilmiş, polo adidas falan giyinen zengin olduğu her halinden anlaşılan züppen tekiydi. Böyle düşününce neden kafede o kadar oturup sadece kola aldıklarını da düşündüm. Belli ki kız istememişti.
    Herneyse bu muallak bi süre yürüdükten sonra malikane tarzı bir eve girdi. Villa da diyebiliriz. Kapısında bi adam bekliyordu. Bu girerken kapıyı açtı saygı duruşunda bekledi. Girince de kapattı hemen demir bahçe kapısını. Ben de o girdikten biraz sonra buranın önünden geçtim. içeriyi şöyle bi süzdüm. Bir an için allaha şükrettim,
    Beni öldürmedikleri için. Aklımda değişik planlar canlanmıştı. Ama Nili daha fazla bekletmeden eve gittim.
    Planlarım birkaç gün bekleyecekti.
    ···
    1. 1.
      +2
      panpa işi gücü bıraktım seni takipteyim yeminle
      ···
      1. 1.
        +2
        Adamsın panpa umduğunu bulursun inşallah
        ···
    2. 2.
      +2
      Bu olay gerçektir inşallah ıyiden iyiye sardı kurgu çıkarsa liseliyi dövdügun gibi gelir seni buluruz panpa
      ···
  16. 16.
    +15
    Yavaş yavaş yürüyerek kantine gittim. Boş bi masaya oturdum ve orda düşünmeye başladım. Artık Nili bulmam gerekiyordu. Kendine ne yapacağını bilmiyordum çünkü. Kendini suçlu hissediyordu. Yaklaşık 1 saat sonra apartmana ulaşabildim çünkü en yalnız kalabileceği yerin orası olduğunu biliyordum. Gittiğimde kapı biraz aralıktı. Kapıyı tam açtığımdaysa içerisi ana baba günü gibiydi. Her şey dağıtılmış , yerler kirlenmiş , sağ sol yaz buz edilmişti. Savaş çıkmıştı sanki içeride. Hemen Nil , Niil ! Diye bağırarak en her tarafını gezdim. Nil evde yoktu. Nile bişey oldu diye ağlamaya başladım kendi kendime.
    Hemen aradım Nili. Allaha şükür açtı telefonunu ilk aramamda
    B: alo nil nerdesin iyi misin ne oldu
    N: parkta oturuyorum öyle , kafa dinleyeyim dedim
    B: ne yaptın sen Nil çok korktum kendine de bişey yaparsın diye
    N: ne yapmışım ki
    B: evi ne hale getirmişsin
    N: ben eve hiç gitmedim ki serce
    O sırada aprtmandan çıkarken karşımda yaklaşık 25 kadar adamla kafede dövdüğüm liseliyi gördüm.
    B: kapatıyorum Nil.
    L: liseli B: ben
    L: küçük hediyemizi beyendin mi garson
    B: seni şerefsiz bin kurusu seni
    L: o kadar kolay değilmiş dimi adam yumruklamak
    B: adam olsan belki aq veledi
    L: Burayı bulana kadar kaç gün takip ettim seni
    B: sevgilini de getirseydin
    L: ananı gibtim şimdi garson

    Birden 25 kişi birden üzerine atladı. Benim bildiğim hiçbi tak bunlara fayda etmemişti. Hepsi birden üstüme çullandığında , en son görebildiğim tek şey o huur çocuğunun sırıtışları arasında hepsinin kaçarak uzaklaştığıydı. Aprtmandan çıkanların yardımıyla eve girmiştim. Nil de gelmişti zaten hemen. 14 kez aramış , açmamışım.
    Ağlayarak içeri girdi. Ne yaptılar sana böyle huur çocukları kimler yaptı sana bunu gibi bir sürü kelime sarfetmişti.
    Ben yürüyebiliyor ve hareket edebiliyordum çok yavaş da olsa. Her tarafım morarmıştı. Sırtımda ve karnımda sopa darbelerinden kalan morluklar vardı. Önden sol üstteki dişim biraz kırılmıştı. Sol gözümün altı ve anlımın sağı mordu. Yanaklarımda asfalttan oluşmuş çizikler vardı.
    Nilin pansuman yaprkenki ağlayış sesleri ve yarama damlayıp yakan gözyaşları hala aklımda..
    ···
  17. 17.
    +15
    Uyanıp hazırlandım. Nil zaten hazırdı. Giderken ilerideki pastaneden bir iki poğça meyvesuyu falan aldım. Birlikte yiyerek minübüse bindik gittik.
    Okula birlikte girdik. Ama birdenbire garip bi sorun oluşmuştu.
    Okulun giriş kapısında Esin beni bekliyordu. Ve nille beni yanyana görünce biraz sinirlenmişti. Günaydın dedi bana , nile imalı imalı bakarak. Ben de günaydın dedim biraz ruhsuz bi şekilde. Nil de gitmiyordu. Yanımda durmakta kararlıydı. Esin tam bana sarılacak gibi olmuştu ki birdenbire Nil
    "Hadi hayatom gidelim ders başlıycak" diyerek beni kolumdan çekti zütürdü. Esin sadece bakıyordu arkamızdan.
    Ben de Nile bakıyordum. Ne yaptığını anlamamıştım.
    Nil kıskanç biri değildi o güne kadar. Kıskansa bile bu kadar abartacağını düşünmiyordum. Esinin aklında sanki dün gece aramızda bişeyler geçmiş izlenimi yaratmak istemişti belli ki.
    B: nil ne yapıyosun ?
    N: benimle gel
    B: nil lütfen bi dur ..
    N: serce gel şuraya
    B: nil dur ! , diyerek durdum olduğum yerde.
    Nil de durdu. 5 saniye kadar gözlerime baktı ve dudaklarıma yapıştı. sadece birkaç saniyelik bir öpüşmenin ardından yüzünü çekti. Elini yanağımdan indirdi ve "özür dilerim , çok çok özür dilerim" diyerek ağlamaya başladı. Koşarak kapıya gitti ve okuldan çıktı. Arkasından bağırsam da durmadı. Durdurmak da istememiştim bi an.
    Arkadan bizi takipte olan esin geldi. Esinin hobisiydi zaten takip etmek. Beni de takip ederek sevmişti. Bana sağlam bi tokat atarak gitmişti o da. Ben neye uğradığımı şaşırmıştım. Kimseye verecek bi cevabım yoktu. Esini sevmiştim ama Nili kaybedemezdim. Karşılaştırma yapmaya kalktığımdaysa Esinin hiç şansı yoktu.
    Öylece dikildim dakikalarca. Hiçbir şey düşünmedim. Sadece dikildim.
    ···
  18. 18.
    +15
    N: Nasılsın daha iyi misin?
    B: evet teşekkür ederim. Sen nasılsın?
    N: iyiyim ya bak şey, cidden çok üzüldüm. Bir şey yapmam gerekirse hiç çekinme biliyosun.
    B: biliyorum sağol çekinmeden söylerim.
    N: heh güzel. istersen biraz takılalım dersten çıktım şimdi sen yokken okul da çekilmiyo
    B: olur olur da bir iki saat sonra uygun mu ? ( ilk önce yurda gidip üstümü başımı düzeltmem ve cüzdanımı almam gerekiyordu)
    N: oluuur olur hiç sıkıntı değil.
    N: he bu arada serce , istersen Esin'i de çağırayım ?
    B: gerek yok ya biz onunla görüştük zaten
    N: ohaa serce 2 saat fazla 1 saat sonra ... Kafede buluşuyoruz hadi görüşürüüüz.

    Ben öyle bi tepki vermesine şaşırmamıştım. Ama şimdi aklımda Nile yapacağım açıklamalar uçuşuyordu. Nile yalan söylemeyi sevmezdim.

    Açık açık benim de Esin'den hoşlandığımı söylemek için güzel bi gündü.
    ···
  19. 19.
    +15
    O şekilde uyuyakalmışız. Artık ne kadar uzun bi sessizlik olduysa , uyumuşuz o yorgunlukla ikimiz de. Gece tuvaletim geldiği için uyandım. Baktım nilin başı hala bacağımda. Büzüşmüş dizlerini göğsüne yaklaştırmış , hani üşüyünce yaparız ya işte öyle uyuyordu dizimde. Ben yavaşça başını kaldırdım. Daha sonra kucağıma alıp yatağına zütürdüm. Üstünü de örttüm. Uyurken birkaç dakika izledim onu. Sonra salona gelip kendi koltuğuma yattım. Yine bir sürü hayaller kuruyordum. Çoğunda Nil vardı hayallerimin.
    Birdenbire irkildim. Kendimden utandım. Sanki iki kişiyi oynuyor gibi hissettim. Gündüzlerimi başka , gecelerimi başka bir kızla geçiriyordum. Hiç içime sindirememiştim bir an. Gidip tekrar Nili kontrol ettim kapısından. Bıraktığım gibi uyuyordu yatağında. Gündüzü düşündüm. Esin doğumgünümü kutladığında ne kadar mutlu olduğumu düşündüm. Hediyesini açıp saati gördüğümde ne kadar sevindiğimi , birlikte avmden kaçarken ne kadar eğlendiğimizi hatırladım.
    Ama şu da vardı ; yastık savaşının yerini tutabilir miydi hiçbiri ? O masada yediğim ekmek kadar tatlı mıydı o hamburger ? Bunları karşılaştırdım yattığım koltuğa dönerken. Nil akşam bana yorgan battaniye çıkarmayı da unutmuştu. Öylece hırkamın altına büzüştüm uyudum.

    Sabah saçımda gezinen iki yumuşak parmakla gözlerimi açtım. Nilin gülümsemesiyle güne başlayınca beni de gülme tutmuştu.
    Günaydın , dedim.
    Keşke hep böyle olsaydı sabahlar , dedi.
    ···
  20. 20.
    +15
    Nile gülümsedim. Sanki bi baloda buluşmuşuz hedasıyla koluma girdi. Birlikte mutfağa gittik. Devamlı Nilin yüzüne bakıyordum ama mükemmel ötesi yemek masasını görünce gözlerim yemeklere takıldı. Sarmasından kızartmasına her şey vardı. Klagib türk masasıydı işte. Mumlar falan fake amaçlı koyulmuştu. Nil zekasını konuşturmuştu yine. Ayrıca ben o kadar hünerli olduğuna ilk defa o gün şahit olmuştum.
    Nilin sandalyesini çektim. Siyah elbisesinin yırtmacından biraz çekerek sandalyesine oturdu. Ben de yerime oturdum. Ortadaki kızarmış bifteklerden tabağıma bir tane aldım.
    N: aslında sıcaklardı ama sen bu kadar gecikince soğudular.
    B: şey , ben
    N: esinle miydiniz ?
    Ben Nile yalan söylemek istemiyordum. Ama sanki bi kerelik olsun yalan söylesem her şey daha güzel olacak gibi gelmişti.
    B: yok yanarkadaşlar bana sürpriz parti hazırlamış
    N: bak seen hahaha hangi arkadaşlar bizim fakülteden mi
    B: yok değiller yurttan sen tanımıyosundur
    N: iyi öyle olsun bakalım
    Nilin esinle olmadığımı duyduğunda yüzünde oluşan o gülümsemeyi tekrar görmek için milyonlarca kez daha yalan söyleyebilirdim.
    Yemekte sürekli ondan da alsana bundan da yesene diyerek beni ağzıma kadar şişirmişti.
    Masadan kalktık ve içeri geçtik. Ben o elbiseyle rahat olup olmadığını sordum.
    N: ne yalan söyliyim hiç rahat değilim hahaha
    B: neden giydin o zaman
    N: ortama güzel bi hava katmak istedim
    B: kattın da zaten * çok yakışmış. Bi an victorias secret setine girdim sandım
    N: yaa hahahha
    B: bence üstünü değiştirebilirsin rahat rahat takılırız
    N: olur bekle o zaman
    Nil gitti. Yaklaşık 2-3 dakika sonra bana seslendi.
    N: serceee bi gelir misin
    Ben odasına doğru giderken noldu nil falan dedim.
    Gittiğimde de nil aynanın karşısındaydı.
    N: yardım eder misin şu fermuarı açamadım da
    Sırtında boynundan beline kadar uzun bir fermuar vardı.
    B: nil elbiseyi giyerken kapattın ama şimdi nasıl açamıyosun ?
    N: ya ne biliyim erişemiyorum işte çok yedik galiba hahaha
    B: tamam açıyım da şu tarafa geç önünde ayna var
    N: ha şey tamam pardon
    O sırada nilin yanaklarının kızardığını gördüm 2 saniyede aynadan. Yüzünü duvara döndü. Ben de ensesinin hemen altından başlayan fermuarı beline kadar indirdim. Ardından elini beline atarak elimin üstüne koydu ve teşekkür etti. Ben de hemen odadan çıktım kapıda da hadi değiştir üstünü de bekliyorum ben dedim. Gelirken yurttan eşyalarımı da almıştım zaten. Ben de salonda üstümü değiştirdim o sırada. Nil ben değiştirdikten biraz sonra içeri girdi ve hayatımda ilk defa öyle bi görüntüyle karşılaşmıştım. Nil tayt giymişti.
    Tümünü Göster
    ···