/i/Tarih

''Tarih bir meslektir, bir hobi, gevezelik, anekdot ya da asparagas değildir.'' (Pierre Goubert)
    başlık yok! burası bom boş!
  1. 1.
    +337 -21
    Evet beyler, hepimiz Pegasus'u, Elfleri vs. bizim olmayan mitolojik varlıkları biliriz. Ancak çoğumuz kendi mitolojimizi ve varlıkları bilmeyiz. O yüzden bir kısmını paylaşmak istedim.

    1-Arçura




    Arçuri ve Arçuray da deniyor. Çuvaş’larda ormanda gezen bir cin. Oldukça uzun saçları, kıllı vücudu ve kara görünümlü bir varlık. ikisi önde ikisi arkada dört kızıl gözü vardır ve üç kolu ve üç bacağı var. Kaşla göz arasında ak sakallı bir adam, yakışıklı bir genç, yayın balığı, kuş, keçi vs. olabiliyor ve insanları gıdıklamak suretiyle gülmekten çatlatarak öldürdüğü söyleniyor. Kahkahalar atarak ve tokat şaklaması gibi konuşarak kurbanlarını avlıyor.

    2-Abasıl




    Yakut Türkleri, korunmak için bu kötücül ruhlara kurbanlar sunarlar. Albastı, Alkarısı, Albız da denen ve yeraltında yaşayan bu yaratıkları bir tek şamanlar görebilir. insanları yalnızken, çaresiz ve sıkıntılı olduklarında yakalar, delirtir, yoldan çıkartır ve ruhunu kaçırırlar. Dişleri demirden, tek gözlü, tek ayaklı veya ayaksız ve kel olarak tasvir edilirler.

    3- itbarak




    Türklerin sürekli savaşa tutuştukları, “çok tüylü köpek” manasına gelen itbaraklar, Oğuz Kağan destanlarına göre kuzey-batıya doğru uzanan karanlık ülkelerin içinde yaşarlardı. Destanı okuyanlar bilirler; Oğuz Han, itbaraklara karşı bir akın yapmış fakat yenik düşüp, dağlardaki bir nehrin ortasında kalan küçük bir adacığa sığınmak zorunda kalmıştı. Bu adacık hatta Oğuz'un Kıpçak adı verdiği bölgedir. Çağlayan Yılmaz'ın çok beğendiğim itbarak Romanını alıp okuyabilirsiniz.

    4-Tepegöz




    Özellikle Dede Korkut hikayelerinde adı geçen yerel kültürümüzün en meşhur canavarı. Annesi alageyik kılığına girebilen bir peri, babası da çoban. Hem dişi, hem erkek Tepegöz’lere rastlanabilir. Parmağında büyülü bir yüzük takılıdır. Kaf dağında yaşayan Tepegöz’ün kılıcın kesmediği, okun işlemediği bedeninin tek zayıf yanı tek gözüdür. En sonunda Basat adlı kahraman tarafından öldürülür.

    5- Enkebut




    iç Anadolu’ya özgü doğaüstü bir varlık. Anlatılara göre; insanları uykudayken boğazlayarak öldürmeye kalkan Enkebit’in sağ elinin ortası deliktir, başında da altın bir fesi vardır. Başındaki fesi alabilen kişiye zarar veremeyeceğine inanılır. Kısacası Eski inanışlardaki Karabasan inancıdır diyebiliriz.

    6-Gulyabani




    insan yediği düşünülen kocaman, uzun sakallı, asalı bir dev olarak tasvir edilir. Oysa bazı Türk halklarına göre, her zaman kadın kılığındadır. Araştırmacıların eski Arap rivayetlerine dayandırdığı, vücudu tüylerle kaplı, pis kokulu bu acayip varlığın ayakları terstir. Dağ yamaçlarında ve kimsenin olmadığı çöllerde akşamüstü ortaya çıkarmış.

    7-Emegenler




    Çerkes efsanelerinde anlatılan çirkin, çok başlı dev varlıklar. Çerkeslerin üstün güçlere sahip mitolojik kahramanları Nartların baş düşmanı Emegenler, üç ayda bir yüzden fazla çocuk doğururlar. Nart kahramanları, Emegenleri her daim yenmeyi başarsa da, yakalandıklarında Emegenler tarafından yendikleri için onlardan çekinirler.

    8- Hınkır Munkur




    Yakaladığı insanları önce boğarak öldüren sonra da yiyen bir canavar. insana benzer fakat karnında bulunan bir kesenin içinde yavrusunu taşır. En korktuğu şey üzerine işenmesi olan Hınkır Munkur’u gördüğünüzde üzerine doğru işerseniz kaçacaktır.

    9-Demirkıynak




    “Demirtırnak” da denen, kılıktan kılığa girip, korkunç sesler çıkartan bu kötücül yaratık ahalinin delirmesine sebep olurmuş. Ormanlarda yaşayan bu varlığın tek korktuğu şey su olduğundan bulabildiğiniz ilk su kaynağına kendinizi atmaktan başka çıkış yolunuz yok. Efsanenin çeşitli varyasyonlarında Tepegöz’ün kızı ya da kızkardeşi olduğu söylenir. Hikayenin kahramanı Basat, önce Demirtırnak’ı ardından da Tepegözü öldürür.

    10- Hırtık




    Akarsularda (Elazığ yöresinde özellikle Fırat Nehri'nde) yaşadığı kabul edilir. Bu yörelerde adına Çay hırtığı da denilmektedir. Hırtık insan kılığına girip, kılığına girdiği kişinin yakın arkadaşlarına veya akrabalarına gidip, onlarla konuşarak orman ya da akarsu kıyısına zütürüp boğmakta, öldürmektedir.

    11-Hortlak (Zombi)




    Eski Türklere göre eğer insan savaşta değil de yaşlılıkta ölürse onun Gök Tanrı tarafından Uçmak'a alınmayacağına inanılmıştır. Gene inanışlara göre hortlak gece mezardan kalkan, sırtında kefenle ortalıkta dolaşan bir yaşayan ölü'dür.[1] Bunlar kızdıkları kimselere sataşırlar, araba kadar hızlı koşarlar, ata binebilirler, silah kullanabilirler, insana kızabilirler, istediklerini döverler, sevdiklerini kaçırırlar, ev basarlar, yol keserler. inanışa göre hortlağın saldırısından korunmak için mezarlık yakınlarından geçerken dua okumak gerekir. Söylentiler hortlakların genelde çirkin ve ürkütücü olduğunu, sırtında kefen ya da tabut taşıdığını söyler.

    12- Karakoncolos




    Kara renkte ve çok çirkindir. Maymun, kedi veya çocuk büyüklüğündedir. Aslında pek zararlı olmadığı halde görüntüsü insanlarda paniğe neden olur. Kürklü olarak betimlenir. Kara kelimesi geceyle ilişkili olarak değerlendirilir. Zemheride (kışın en soğuk zamanı) sokaklarda dolaşır, rastladığına “Nereden geliyorsun, Nereye gidiyorsun? gibi sorular sorar. Verilecek yanıtların içinde mutlaka “kara” kelimesi olmalıdır (Karasu’dan geliyorum, Karakışla’ya gidiyorum gibi). Böyle yapılmadığında Karakoncolos elindeki kocaman bir tarakla vurarak karşısındaki insanı yaralar. Kendisinden korunmak için kış günleri evlerdeki taraklar ortada bırakılmaz, saklanır.

    13- Çarşamba Karısı




    Çarşamba gecesi işe başlanırsa, kızan ve o eve kötülük yapan kötücül çirkin bir kadın olarak tanımlanan Çarşamba Karısı, gelip -genelde- evin çocuğunu her kesin gözü önünde alıp zütürür. ('Kaçırmak'ta, kaçırılan canlı ya da cansız nesnenin sahibinden korkma duygusu ile 'Aman bu çocuğun sahipleri gelmeden kendisini alıp kaçırayım' şeklinde tanımlanabilecek bir telaş gizlidir. Oysa Çarşamba Karısı hortlak veya hayalettir ki hortlak ve hayaletlerin de ne çocuğun anne babası, ne de bir başkasından herhangi bir korkusu bulunabilir ve bu nedenle de bahsini geçirdiğim Çarşamba Karısı'nın çocukları kaçırması değil, onları herkesin gözü önünde alıp gitmesi söz konusu edilmelidir) Yine anadolu inançlarında haftanın belirli bir günü, yarım kalan işlerin olduğu evlere gelerek işleri karıştıran, insanlara kötülük yapan dişi varlık olarak tanımlanır.

    14- Tulpar




    Türk destanlarında atlar da sahipleri kadar olağanüstü özelliklere sahiptirler. insan dilinden anlayan ve insan gibi konuşabilen atlar, çoğu zaman sahiplerini tehlikelerden korurlar ve ölümden kurtarırlar. uçma yeteneğine sahip olan bu atlar eski Türk destanlarında Tulpar adıyla bilinirler.

    Tulpar adı verilen kanatlı atın kanatlarını hiç kimse göremez. Tulpar kanatlarını yalnız karanlıkta, büyük engelleri ve mesafeleri aşarken açar. eğer birisi tarafından Tulpar’ın kanatları görülürse, Tulpar’ın kaybolacağına inanılır.

    15-Yelbegen




    Altay mitolojisinde Ay'ı yiyerek onun küçülmesine (Ay tutulması) yol açan göksel canavar; Yilbüke, olarak da tanımlayabileceğimiz Yelbegen'in neden olduğu ay tutulmasından sonra Altaylar "Yine Yelbegen ayı yedi" derlermiş.

    16- Abra ve Yutpa




    Yeraltındaki Büyük Deniz (Tengiz)’de yaşayan ve ejdere benzeyen devasa iki yılandır. Timsaha benzer görünümlmeri vardır. Bu canavarların ikisinin adı birlikte anılır. Çatal kuyruklu ve dört ayaklıdırlar. Gözleri parlak bakır renklidir. Ayakları kızıldır. inanılmaz büyüklüktedir, görenlerin yüreğine korku basar. Yeşil baldırlı, ak göğüslü, kayık gibi yassı çenelidirler. Erlik’in sarayını korurlar, onun hizmetkarı olarak bilinirler. Çok güçlü çeneleri vardır. Bazı metinlere göreyse Toybadım Irmağı'nın kıyılarında yaşayan korkunç canavarlardır. Bir yağna’yı (fili) tek lokmada yutabilirler.

    Edit. Arkadaşlar daha dediğiniz gibi bir çok varlık var ancak uzun diyor ve paylaşım yapmıyor. Birde Şahmeranı söyliyorsunuz. Şahmeran iran Türklerinin mitolojik varlığı. Ben genellikle Orta Asya yı aldım
    ···
   tümünü göster